DALGA SESLERİNE GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN!
RaDYo DaLGaSeSLeRi'Ni DiNLeMeK İÇİN TIKLA
RaDYo DaLGaSeSLeRi PRoGRaM SaaTLeRi iÇiN TIKLA



MiRaGe-VESAİRE 2009 ŞİİR ALBÜMÜ İÇİN TIKLAYIN!


MiRaGe-BaNa DaiR 2008 ŞİİR ALBÜMÜ İÇİN TIKLAYIN!


MiRaGe Ve DaLGa SeSLeRi 2007 ŞİİR ALBÜMÜ İÇİN TIKLAYIN!


« Önceki |

6/9/2009

SANA YAZDIM(Mirage-Vesaire Şiir albümünden)



Geçmişle gelecek arasında bir yerde takıldım
Seninle sensizlik arasıydı

Uzak mesafelerin yakınlaştığı yerdeydin

Nefesim kadar bende

Şemalin kadar uzaktın

Bu sevdaya adımı yazdım

Adını yazdım

Karanlıklara inat

Senin üzerine aydınlık tanımadım
Ağlayan zaman diliminde yüreğim tutuldu
Dilim lal,
Gözlerim görmez,
Ellerim tutmaz oldu.

 


Sıcak bir iklimle soğuk bir iklim arasında buldum seni
Gelmeyeceğini bildiğim her zaman dilimine
Ağıt oldu mısralarım.

Dualarımla hayallerime gizledim seni

Kimsenin görmediği

Bilmediği bir şehre sakladım

Geçit vermeyen uzaklara

Bütün tuzaklara inat

Sözüm sende dillendi

 

 

 

 

Yokuşla iniş arasında duraksadım
Kararsız bir anlam yükledim yüreğime
geceyle gündüz arasında
gölgendi dolaşan
Tutkulu bir yağmur damlasına sakladım seni
Zirveyle yamaç arasında
Kuytu karanlıkları hapsettim senin aydınlığına
Özlemin yüreğimde mahsen soğuğu
Ürperirken tenim,kızıl bir yangın yüreğimdeki
Beyazla siyah arasına dokudum mısralarımı
Umutla umutsuzluk arasında bir istasyonda
İkinci bahar tomurcukları bekliyordu seni

 

 

 

Kışlara inat bahar kelimeleri süzüldü

Umutsuzluklara inat seni dokudum

Aşılmaz sanılan çıkılmazları sende aştım

Ünlemlerle seslendim

Soru işaretlerini çıkardım cümlelerden

Senle başladım

Senle bitirdim tüm yaşanmışlıkları

Tarih yazdım seninle başlayan.

Sonu olmayan mısralarımda

Sana yazdım

Ve

Yar üstüne dedim


ve diyorum ki ey sevdiğim;

Zamanın paslanmış çivilerini temizlerim
Yol olurum İçindeki çıkılmaz sokaklara
Gözlerine ışık
Kalkan olurum olurum yüreğine
Siperdir gövdem sana ulaşan oklara
Gitmeyle kalma arasında bırakma yeterki beni
Sadece el uzat,ben uzanırım
seni sevmekten alıkoyma

Gelmesende bırak ben kendi dilimce

Kendi yüreğimce

Bu sevdayı yazayım yar üstüne

Senin üstüme

 

MiRage(özlem AYRAL)

 

 

31 Mart 2008 Pazartesi, 16:00:47

6/9/2009

AZAT OLSA YÜREĞİM(Mirage-Vesaire Şiir Albümünden)



AZAT OLSA YÜREĞİM…

 

Sessizliğime hükmeden yalnızlığım
İfadenin çaresizliğine mahkum…
Zor bela tutunuyor hayata
Titreyen ellerim.
Çaresizliğim zalimce eziyor bedenimi
Ruhum yalnızlığımın kölesi
Hiç olmayacak bir anda
Azat olsa bir dosta doğru yüreğim

Fermanı imzalansa özgürlüğümün.
Ezeli ve ezen yalnızlığından kurtulsa,
Hayatın renkleri yüreğime dokunsa,
Siyah beyaz kareler gökkuşağına boyansa
Hiç beklenmeyen bir anda
Azat olsa bir dosta doğru yüreğim…

Sessizliğime bir ses eklense,
Duvarlarıma yansıyan gölgeme bir gölge daha düşse,
Yalnızlığıma bir köprü kurulsa
Geçildiğinde yakılan yok olan bir köprü.
Demir parmaklıklardan bir güvercin havalansa,
Umutların dibe vurduğu bir anda
Azat olsa bir dosta doğru yüreğim

Çaresizliğim bir yenilgiye dönüşmeden
Narkoz sersemliğinden kurtulsa bedenim
Karanlığın uyuşturduğu gözlerime fer olsa
Umuda giden yoldaki yolcu o olsa
Uzatsa elini ölüme bir kala
Hiç düşünülmeyen, hesaplanılmayan bir anda
Azat olsa bir dosta doğru yüreğim…

 

Mirage(Özlem AYRAL)

Saat:00.13

22.03.2008

5/9/2009

YENİDEN(Mirage -Vesaire Şiir albümünden)



Hayaller yıkık yalnızlıklara veda ederken,

Ben hala hayalinde direniyorum bir başıma.

Çerçevesi  eski ve dökük bir resimle başbaşayım.

Bana aşkı anlatan bir portre,

Güzeli ve hayatı anlatan bir kompozisyon,

Rengarenk bezeli bir fonda

Mum ışığında titrek bir hayal şimdilerde.

 

Sabahı özlerken gecenin karanlığına yakalandım

Yakınlara hayaller kurarken uzaklara düştü yolum

Bilinenleri konuşurken dilsiz kaldım

Kendimleyken sana tutuklandım

Sende kaldım

Bir adım öteye gidemeden senin olduğun noktaya takıldım

Öylesi sakin

Öylesi kendi halinde

Öylesi sabırla bekliyorum şimdilerde

 

Melodisinden  hüzün notaları dökülüyor bir şarkının,

Umudumken umutsuzluğumun kör noktası

Yeniden dediğim her şeyin çıkmaz sokaklarısın.

Başlangıçlar ve bitişlerde gizlisin sen

Başlayamadığım ve bitiremediğimsin.

İlk baharı beklerken sonbaharım,

Kazanmayı düşünürken kaybettiğimsin.

Eski bir hatırayla yaşamak nasıl bir şeydir bilir misin?

Her güne bu gün yeni bir gün, yeni umutların çözümü demek,

Biten her günde bir gün daha sensiz geçti işte diye iç geçirmek.

Hani nasıl anlatılır bilmem ki!

Açık yara gibidir kalbin,

Hasret  tuz basar yüreğine

Öyle bir can yangısıdır ki,

İçin acır parçalanır umutların

Tükenirsin ama hep canlısındır.

Bittim dersin ama hiç bitmezsin.

Sonsuz sanırsın ama sıkıştırılmış bir zaman gibidir yaşadıkların.

Bu gece içimdeki yalnızlık ağlıyor

Bu gece akıl oyunları oynuyorum

Başa dönmeden

Herşey başlasa yeniden

Taze sabah günışığını nasıl armağan ediyorsa

Bana da senin gerçekliğini bağışlasa

Günaydın umuduyla başlasam yeniden

her şeye seninle

 

Mirage(Özlem AYRAL)

5/9/2009

BUNUN ADI(Mirage-Vesaire Şiir Albümünden)

 

 



Gecikmiş Bahara vurgun zamanlarda

Erken gelen hazan mevsimine takıldı.

Anlara talipken,

Tercihe bırakılmayan yaşamın içinde

Kayıp ülkenin

Kayıp kimliklerinden biriydi.

Çözümü olmayan soruları çözmeye aday oldu

Sonu belli olan pek çok şeyde bile,

Umudun en güzel rengini kullandı yinede.

Beyazlarla boyadı

Sonuçları yanlışa deyse de

Hatta sonuca hiç yaklaşamasa da

Artık Teğet geçen olurların derdinde değildi

 

 

Gece aydınlıktan devraldığı nöbetini fısıldıyordu.

Yıldızlar askerdi semaya

Başını kaldırsa görebileceği,

Elini uzatsa yakalayabileceği kadar yakındı her şey aslında

Oysa gözleri yere sabitti.

Yorgunluğun ifadesini saklamaya çalıştığı,

Zorlandığının itirafını sırlarına kattığı,

Karmakarışık hayatının içindeydi işte.

Yakın zamanlara kurduğu hayallerini

Uzaklara mıhlamıştı.

Olacakların umursamazlığı çoktan ruhunu esir almıştı bile.

Geçtiği onca yoldan sonra

Arpa boyu mesafede yine yalnızdı…

 

Pişmanlıklarına kör olmak daha kolaydı

Çözümsüz sorularda aslında işin bahanesiydi

Bir zamanlar Uzun sandığı,

yaşamakla tüketemeyeceğine inandığı

Daralan zamanların içinde

Seslere de sağır olunca

Sadece bir şeye gücünün yettiğini anladı;

Zaman dönüşümsüz yaşanandı,

Hataların telafisine yer yoktu artık

En azından buna zamanı da yoktu

Beyazı kullanıyordu umutlarında

Ve sadece kelimelerinden kurduğu cümleler ülkesinde,

Mısralar başkentinde,

Kendi iktidarını kurmak

Yüreğiyle imzalar kondurmak,

İfadede zorlandığı her şeyin kolaylaştığı,

Çözümüne yaşarken ulaşamadığı

Birikmişlikleri yazabilirdi artık.

BUNUN ADI YENİDEN DOĞUŞ OLMALIYDI.

 

Mirage(Özlem AYRAL)

 

13-Haziran-2008

Cuma

Saat:01:49

Başakşehir

İstanbul

5/9/2009

KÖPRÜ(Mirage-Vesaire Şiir albümünden)

 


On iki ayın zamansızlığında bir zaman öteye adım atmak gibi,

Yaşanmamışları yaşama telaşı beklide…

Kâğıtla kalemin buluşmasıyla başladı her şey,

Kelimeler uyanışın bekçisi oldu.

Zifiri karanlık anılara köprü kuruldu

Geçilmek üzere niyetlere girildi

Geçmişle geleceği bağlayan köprüydü bu.

Bedeni geçmişin tutkulu rengine Mıh gibi çakıyordu

Anlarca kararsızlıkların koynunda sabahlandı

Kapılamadı yola çıkılamadı

Ansızın bir el arkadan itti ruhu

Artık geri dönüşü yok, yola çıkıldı

Hem de köprünün ahşap gıcırtılarına aldırmadan

Geçmişin soğuk yüzü geride

Gözleri ileriye kilitlenmiş

Ucu yok gibi görünmezlerde

Aşağı bakmak yasaklandı

Adımlar güvenli atılmalıydı

Her bir adımda bir inanç

Bir umut saklıydı

Şüphelerden arınma zamanıydı

Olmaz geri dönmem lazım düşüncelerinden uzak

Dar köprü yürünmeliydi

Gökyüzü kurşuni

Hava ayazlara müptela

Yağmur bulutları kararsız

Korkuyla cesaret savaşta

Geriden geçmişin güçlü, esir eden acı kahkahası

Güneşin ılık nefesi gel gellerde

Ruh isteklerde

Aşka istek

Özgürlüğe

Güzelliğe muhtaç yürek

Özlemlerde

Hayallerin rengârenk büyüsünü bekliyor.

İçinden kopup giden

Geçmişiyle geride kalan sevdasına ağıt yakarak

Arzularına yenilmeden

Amaçlarıyla kucaklaşan elleri sımsıcak

Ağır bir nem kokusu var gözyaşlarında

Neşesinde hafif buruk bir tat

Kapanan kapıların kilitlerine uzanmadan

Yeni aralanan umutlarına,

Sevdalarına,

Gülüşlere

MERHABA…

 

MİRAGE(Özlem AYRAL)

5/9/2009

BENİ SUSARAK BÜYÜTME(Mirage-Vesaire Şiir Albümde Yorumlandı)




Şimşekler biriktirmiştim gözlerimde
Gürleyecektim, ağır geldi tüm kelimeler dilime
Sessizce yağabildim sadece sıcak sıcak
Toprak koktu tenin gibi


Dilini yutmuş, odalara bölmüşken aklını
"beni susarken bölme" desen kaç yazar eksiğine
En fazla çığlıklarımın yankılandığı
Bir oda daha eklersin ruhuna
Susmak senin isyan biçimindi
Benimse ömrüme atılan çentik
Sessizlikten öleceğim sanırdım
Gözlerin konuşmasaydı…

Karşılıklı iki aynaydık
kendi kalabalığımızda kaybettik birbirimizi
şimdi tüm sırlar dökülse de
çıplak kalamayacak kadar suçluyuz
kırık ayna uğursuzluğunu yüklenmişken
hangi aynayı yakıştırsam yüzüme
sancılarım dökülür sesimden

sek sek sanmışken aşkı
gözden kalbe, kalpten kaleme tek ayak geçerken
sendeleyip düşmek mızıkçılık sayılsa da
düşüşü en keyifli oyundu sevda
ve pansumansız yaralarımızdı ispatı

ömrümün hastalığıydı rüzgarlar
ağrısı dinmedi saç diplerimde
köprü altı ayyaşlığına sığınıp vazgeçtim adreslerden
avucumun içinde saklıyken ölüm
duraklar hep, aklımda saklı gözlerine çıktı
ölüm bile merhemim olmadı sardunya katmerleri kadar

çığlıklarımın özrünü sebebi yutmuşken
rüyalara saklanmışken karmaşam
ellerinden büyük ellerim kurtarabilir mi ruhumu
bünyendeki su kuşunun kanatları acıttıysa canını
ömrümü dilesen de az kalır ödenecek bedele
susmak onaylamaksa ve hatırlatacaksa suretimi
"beni susarken bölme" desen
düşer miyim ömrünün kıyısından hiçliğe..

tüm do minör isyanlarım sahiplenmek adınayken
beni çıldırırken bölme
yaşının kıvrımlarına yaslamışım çocukluğumu
beni susarak büyütme...

 

Esra SOYTÜRK

5/9/2009

SANA MUCİZEM DİYEMEDİM(Mirage-Vesaire Şiir Albümünde Yorumlandı)






Sana " Mucize/m " Diyemedim / Üzgünüm

Mucize'' ye en yakın gerçektin sen lakin sana “ mucize “ diyemedim / üzgünüm

Ey gözlerindeki hayat sağnağı ile beni mutlu eden “ mutluluk;

Musalla soğuğu ellerimden tut. Mesken bildiğim yüreğinden beni kovmalarına izin verme. Sakın bırakma beni. Avuçlarından salma beni uçurumlara. Hiçim diye bir de dipsizliğe mahkum olmayayım. Adını baş harfine sığınmış gövdemi yakmalarına göz yumma. Aydınlığı senin gözlerin olan gökyüzümü kapama karanlığa. Tut gözlerimden. Çengelle yüreğimi yüreğine.Hayatın sınırlarına kurduğum çizginin ölüme taşmasına izin verme. Kanbur sırtımla sınır ihlalinde bulunan yüzümü doğrulara çevir. Kalabalıkların arasındaki azınlık halimi isminle kalabalıklaştır.Köklerime sarıl çünkü üşüyorum. Korkularıma cesaretinle güç ver. Ezikliğime inat sen gökyüzüne götür Bana reva görülen acılara inat sen beni mutlulukla adlandır. Sonra da kanatlandır tüm gurbet kuşlarımı. Biliyorum sana anlatacak o kadar çok cümlem var ki. Anlatamıyorum çünki bir mucizeyi sözcüklere sığdırmak nankörlüktür. Evet anlatmaya çalıştım. Sana sözcükler aradım durdum ama bulamadım. Seni cümlelerle anlatamadım / üzgünüm. En sonunda sustum çünkü sen mucize'' ye en yakın gerçektin. Sana “ mucize''m “ diyemedim / özür dilerim.

Güzelliğe en fazla yakıştırdığım, adıma adına yanaştırdığım;

Küçük sevinçler getir bana. Sevdamızla büyütelim sonra. Umuda kanat çırpsın kanatlarımız. Mutsuzluktan mutluluklar doğuralım. Çirkin gördüklerimizde bile güzellikler bulalım. Unutulmuşluğa ait ne varsa hatırlayalım. Sen biraz ben ol, ben de sen...Mutluluk için kaçak şehirler besleyen nehirlere yataklık edelim. Sonsuzluğa göç edelim. Bir Mayıs sabahına düşsün aşktan çaldıklarımız. Bir masala benzetilse de biriktirdiklerimiz, sevdanın en halindedir gülüşmelerimiz.Öyküsüzlüğümüze düşülen dipnotlara aldırmadan büyüyecek sevdamız. Aştan çalıp sevdaya mayaladığımız ne varsa gülümsesin artık. Özenle istiflediğimiz tebessümler cicek versin.

Sığlığıma dua genişliği veren kadın,

Gözlerimizde büyütüğümüz kaçak kentlere aldırma sen. Yasaklanmış, sorgulanmış yarınlarımıza dön yüzünü. Adresimiz yok bu dünyada. İzimiz de. Ama sakın korkma hüviyetimiz yeter bu sevdayı dünya''ya ispat etmek için. Duraksız, çatısız düşlerimizden düşürülsek de yılmak yok. Sağır olsa da bu dünya bize, sesli harflerimizle yaşayalım sevdamızı.


Sen; umudum..
Sen; sonsuzluğum..
Sen, umut bulduğum..
Sen, mutlulukla dolduğum..
Ve ben,
Sana ait bir cümle.
Her harfi kitap olan...

Sen ve ben,
Yani biz;
Hangi tanıma sığarız biz ?
Hiç miyiz ya da düş müyüz ?
Yok yok...
Sus pus muyuz yoksa yok muyuz ?
Hayır hayır..
Biz sevdanın mucizeye en yakın haliyiz..
Unutma sevgili;
Gün gelir kahraman''lar da ölür..
Gün gelir masal da biter..
Ama biz bitmeyiz..
Biz birer masal kahramanı değiliz.
Biz mucizeye en yakın gerçeğiz..
Sen ve ben BİZ''İZ..
Sen yaşarken ben ÖLEMEM..
Ben ölsem de sen beni “ bende “ YAŞATIRSIN..

Şimdi içimden sana “ mucize “ demek geçti..
Lakin di-ye-mi-yorum..
Neden diyemediğimi sen bilirsin sevgili..
Üzgünüm..
Sana “ mucize/m “ diyemedim..


Sığlığıma dua genişliği katan kadın,
“ Seni seviyorum... “

16.10.2007 12.20

İsmail Sarıgene

5/9/2009

HER AŞK KATİLİDİR BİR ÖNCEKİNİN(Mirage-Vesaire Şiir Albümünde Yo




Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin


Her A
şk Katilidir Bir Öncekinin
rüzgarlı bir tepenin yamacındayım
şimdi
kent suskun
ve istasyonlar ayrılık için var bu
şehirde
imlası buzuk, ü
şümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
ömrüme ili
ştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
gecenin en serseri yanını alırım günceme

durup durup
şiirler yazmak yoluna yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
kendimi sende kalabalık bulu
şum belki de bundan
her gece yorganımın altında sakladı
ğım
kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana
sen uykudayken
babam her gece ölüyor
şimdilerde
annem nihavent bir çı
ğlık oluyor
bana en çok sensizlik koyuyor
sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi uyanmak için

eski bir a
şkını anlatıyorken bana
konu
ştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım
kaç kez kanıyorum bir bilsen
(ya da hiç bilmesen)
sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
kendimi kötü kurulmu
ş bir cümle sanıyorum
gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

yastı
ğının altında yalnızlığın var biliyorum
oysa ben senden bir bardak su istedim
akdeniz de
ğil
son yalnızı benimdir bu kentin
istanbul arkamdan gelir
ey hüznü yüzünde gülücük diye ta
şıyan
hep kendine mi saklarsın çocuklu
ğunu

a
ğzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
kayadan seken kur
şun
en serseri yanımız olur kimi zaman
ve ben hep kendimi terk ederim senden
her katilin a
ş
her a
şkın katili
bir öncekinin faili
hep ben olurum
hep ben ölürüm

içime uzanan koridorların ortasından
hep gülerdin beni görünce
bense sana hep geç kalırdım
sona kalırdım
sonra kanardım

ya
ğmurlarla inseydin içime
içim senden yanaydı
yüzümdeki i
şgaller senden karaydı
seni sevmek en gizli a
ğlama biçimimdi
sana yazacaklarım sil sil bitmezdi
ve ben
sende hiçbir
şeydim
sen bende her
şeyken

canım yastı
ğının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
kendine varla
şıp bana yoklaşan biri yapar seni
ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
ve sevgisizlik alır bir gün seni benden
i
şte bu yüzden
sen hep sevil
hep sevil
sevil

KAHRAMAN TAZEO
ĞLU

5/9/2009

GELDE YAĞMURUMDAN İÇ(Mirage-Vesaire Şiir albümünde yorumlandı)



Acılar büyütülerek unutulur sevdiğim
yüzünden kopunca bir buzul çığlık
ellerin buz tutmuş iki yarım şarkı olur
ve ben yoksulluk kokulu bir gidiş bırakırım sana
beni adresime sorsun esmer bakışların
dönsen de bulamazsın nasılsa gitsen de
kentlerden sakındığım bekçi duruşlarımı ara
emaresi boldur sokakların
sol omuz başımdaki kokundan yakalanırım
sokul ki geceme avuçların ıslanmasın


Saat başlarını beş geçer yelkovanın
senle zamansızım amansızım
senle büyük susarım
kendime yenilirim her kavgada
sonra koca ağız bir çocuk olurum
bütün trabzanlardan kayarım
bütün köprülerden sarkarım
yüzüm kente sürülür
içime sesin kaçar
ben seni ağlarım
alışmak ölümdür
sanki hiç ölmedik
tanrının göğsümüze taktığı bir nişandır ölüm


teneşirlere yatırılıyor şimdi ellerim
sana uzanmaktan yargılıyım
hırçın bir iklimin sır girdabısın
seni anlamak kendine çelmeler takmaktır
ve kendini affetmesidir her seferinde
(bazen beni affedebiliyorum istanbul)
zehir yüklü bir mektup var
dalgakıranlarımda parçalı bulutlu durur
sana kent şiirleri biriktirdiğim bir gecede
çok eşli bir yağmur başlar
kentin en dövüşçü çocukları ağlar
bilirim dışarıda yağmur varsa
sen içinde ağlıyorsundur
ağlama ki gülmesinler bize

 

 

 

 

bak sen seviyorsun diye var sonbahar
her mevsim gelişine söz veriyor
saçlarına fısıldıyor
saçlarına
bana bir pencere bile açmadığın saçlarına
sensizliğe alışmak bir bozgun ağırlamaktır içinde biliyorum
örtülerine unutma beni çiçekleri takıyorum
şimdi yaşama hakkım sana
gel de yağmurumdan iç
seni seviyorum

KAHRAMAN TAZEOĞLU

5/9/2009

YAŞAMLA ÖLÜM ARASIDA SEVDİM SENİ(Mirage-Vesaire şiir albümünde Y


Ey damarımda çağlayan, sevdam
Kurumayan sevda mürekkebimin utangaç sözcükleriyle sesleniyorum sana.

Yokluğunun huzurunda, beklemenin güzelliği kuşattı gecemi... Derin bir nefes çektim yosun kokulu özleminden… Ay sustu, ıssızdı sahil yine… Ve hep toprak kokardı yağmur sonrası… Akşam sefaları boynunu büktüğünde deli bir rüzgara sarıldım. Dudaklarıma bir fısıltı dolandı. “Özlem biriktirilmemeli” dedim içimden. Yağmur dillendi gözlerimde… Ağladıkça yalnızlaşıyorum…

Biraz kırgınım, biraz da yorgun…

“Bu yollar hep uzaklara mı gider” dedim rüzgara…
“Herkesin uzağı mı vardır yani.”
“Peki sevdaya giden bu yolların kılavuzu yalnızlık mıdır her daim.”

Sustu rüzgar… Sustum… Oturup kaldım yaslı duvar diplerinde. Yoktu düşlerimden başka gerçeğim.

“Bak bu düşlerden kalma gül bahçesi benim
Maşukum olur musun söyle bana.
Üzgün cevaplarını yakıştırma sorularıma.”

Bir sabah kalkacaksın belki ben olmayacağım –ki hiç olmadım aslında… O vakit şöyle diyeyim. Bir sabah kapın çalmayacak parmak uçlarımda tık, tık, tık… Ve topuklarım koşmayacak hayata. Gülümseyen yüzümden nasiplenemeyecek bir faytoncu. İlk kez aynı acı dağlamayacak yüreğimizi. Soluklarımızı paylaşamayacak aynı hava ve bu gök kubbe barındıramayacak ikimizi. Ne bileyim işte uzatsan tutamayacağım elini. Bazen içinde bir boşluk, bazen anasonsuz tatlı bir sarhoşluk olacağım. Bu ıssız sahili, suskun Ay’ı ve göz kırpan yıldızları sana bırakacağım ey kanayan… Ben olmayacağım işte.

Önce yıkarsınız beni ve silik gamzelerimi… Arındırmak için sevdalı günahlarımdan dudaklarınızda ıslak dualar biriktirirsiniz ihtimal. Ne olur bari musalla taşında güleç yüzüme ilk defa bak ve son defa okşa ıslak saçlarımı. Ve kızma gül kokan göğsümde kalbim sen atmıyor diye… Al beni hadi omuzlarında taşı ve unutma ölümde bir tür yaşam biçimi. Nefesimi yitirdim sadece, ruhum hep seninle. Unutma toprağın oğluyum ben… Sonsuz yolculuğum başladığında toprak anamın kucağına taze bir damat gibi ellerinle bırak beni, yıldızları bırak toprakla ört üzerimi. Gözlerinde bir damla hüzün olursa hakkımı helal etmem sevgili.

Buz kesen gecelerin küfürsüz dizelerinde bulmak istemiyorum yüreğini. Sönük de olsa yıldızlar yokluğumda, yenileyeceksin elbet mutluluk düşlerini farklı bir özne ile de olsa. Yemin olsun ki her gece yarısı sen uyurken yüreğinden toplayacağım hüzün kırıklarını. Güneş bin hüzünle batınca, içinde hikayemiz olan hicazkar şarkılar fısıldayacağım kulağına, tatlı tatlı gülümseyeceksin dünyayı unuturcasına. Ve ben yokluğunun cehennemine şükredeceğim o vakit sevgili.

Sen hep orda kal ne olur.
Ölümle yaşam arasında…
Şiirler dağılsa da karanlıklara
Sana vurularak öldüğümü unut
Eylül’ü bekle yine yeni özlemlerle
Gözyaşlarım yağarken bulutlardan
Sırılsıklam oldukça gömleğin
Büyüse de içindeki yalnızlıklar
Hayata ve ölüme inat
Düşlerimizde yaşat beni…

Kısalan günlerle birlikte sana geleceğim sevgili
Güz olup avuçlarına düşeceğim bir gün
Sararan yapraklar gibi.